Hayat hep alıntı... Sen bana ben sana hep bir şeyler öğrettik. İyi de bize kim öğretiyor

Yalakalık İnce Bir İştir

5/4/2008 ·

"Yalakalık İnce Bir İştir
Her Soysuza Nasip olmaz "

 

Dalkavuk, (sözlük anlamı) : Kendisine çıkar ve yarar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse,şaklaban. (Türk dil kurumu sözlüğü)

Hani şu ‘‘Yalaka’’ sözünü hiç sevmiyorum. Türkçeye yakışmıyor hissine

 

kapılıyorum. Bu nedenle başlıkta kullanmadım. Lakin, eski dalkavukların günahına girmek istemiyorum. Çünkü onlar şimdikilerin yanında eminim çok masum kalırdı. Bunlar, onların çok gelişmişi; buhar makinası ile yüksek teknoloji ürünü arasındaki fark gibi bir fark var aralarında. Sırf bu nedenle kullanmak zorundayım. Aslında güçlü bir kelime olduğunu kabul ediyorum. Temsil ettiği türün bayağılığını çok iyi ifade ediyor. Eveeet, yalakalık ince bir iştir. Zeka ister, beceri ister, mahkeme duvarı gibi bir surat, haysiyetsiz insan ister. Bunlar yaptıkları işe ‘‘İnce Politika’’ derler. Başarının bir ölçüsü ‘‘Her Devrin Adamı’’ olabilmektir. 40 yılı aşan devlet memurluğum sırasında bu işi yıllarca başarı ile sürdürenleri gördüm.

            Gözlemlerimin tümü bir yazıya sığmaz. Bugün size bir asistanın şaşkınlığını anlatayım. Ben diyeyim 50’li siz deyin 60’lı yıllarda, bir üniversitede bir asistan varmış, henüz yeniymiş üniversitede. Bir gün asistanı olduğu hoca bir konferans veriyormuş. Hoca, girişken ve Ankara ile ilişkileri iyi, tanıdığı çok, dolayısı ile çeşitli olanaklara sahip bir kimseymiş. Konferansın sonunda hoca alkışlanmış ve adet olduğu üzere soru sorma faslına geçilmiş. Bu bölümde bir potansiyel yalaka kalkmış ve hocayı bir övmüş bir övmüş ki, genç asistan pek şaşmış. Yalaka nedir, pek bilmezmiş. Belkide, henüz bu kelime icad edilmemişmiş. Dalkavukluk ise ayıp şey bilinirmiş. İnsanlar çocuklarını asla dalkavuk ol diye yetiştirmezmiş. Bugün olduğu gibi ‘‘Ne yap, yap köşeyi dön’’ demezmiş. Bunlar dürüstlüğe sığmayan şeylermiş. Aslında bu esaslar değişmez, bu günde geçerlidir. Dürüst ve haysiyetli insanlar çoğunlukta elbette, fakat toplumda bazen kalite çok düşebiliyormuş. Hem de pek çok düşebiliyormuş. Bugünler bize bunu bir güzel öğretti.

Dönelim öykümüze; yalaka ağız dolusu övgüyü, pek de abartılı bir şekilde sıralarken; ‘‘sayenizde bizler efendim, unutulmaz hizmetlerinizle şöyle olduk da, yok gözlerimizi böyle açtınız da, sayenizde gördük, bildik, öğrendik efendim, siz olmasaydınız biz bir hiçdik’’. Geleceği garantiye almak için de; ‘‘himmetinize muhtacız, desteğinizle ancak ayakta dururuz biz’’. Genç asistanın yüzü kızardı ve çok utandı. Neden utanmış biliyormusunuz? Bu münasebetsizin, hocasını herkesin içersinde böylesine mahcup etmesinden, adamcağıza böylesine rahatsızlık vermesinden utanmış. Çok sıkılmış, ter basmış, yüzü kızarmış. İlk düşündüğü şeyler şunlar olmuş; bu adam bunları söyleyerek hocanın gözüne gireceğini mi sanıyor, hoca bunun ne mal olduğunu anlamış ve notunu vermiştir utanmaza, hayret edilecek şey, ne cesaretle böylesine abartılı bir dalkavukluk sergilenebilir, yakındır ağzının payını alması.

Bir de görmüş ki bizim asistan, pek de uzun olmayan bir zaman diliminde; söz konusu yalaka bir yükselmiş bir yükselmiş hocanın himmetiyle, buna hem bizim asistan hem de etrafındakiler hayret etmiş, kalakalmışlar. Aman efendim, bu ne büyük bir yanılgıdır. Yalaka konuştukça, sen onu ayıpla, ne büyük hata yaptığını düşün. Bu tutumunun asla beğenilmeyeceğini, çirkin bulunup cezalandırılacağını zannet, sonra da adamın roket hızıyla yükseldiğini seyret. Genç asistan ilk o zaman hissetmiş yaşamın zorluğunu, toplum düzeninin hiç de kendisine öğretildiği gibi olmadığını ve birşeylerin çok farklı olduğunu.

İlerleyen yıllar daha da iyi öğretmiş ona bazı şeyleri; örneğin, yetkililer önlerinde el pençe divan durulsun isterlerse, buna prim verirlerse, bu tür insanları her yerde kolayca bulurlar. Her dediklerine evet efendim diyeni ararlarsa, bulurlar ve bu onlara çok rahat bir çalışma ortamı sağlar. Amma ne yazık ki işleri, ödül karşılığı yalakalık yapan bu tür makromikroplara bırakarak, bu ülkede yararlı hiç bir şey yapılamaz. Ülke bunlarla kalkınamaz. Bilimde, sanatta, teknolojide ilerleme sağlanamaz. Şunu biliniz ki bu dediklerim doğrudur. Yıllar buna şahittir.

 

Alıntı : Prof.Dr. ŞARMAN GENÇAY
 
Not Bu yazı serisi devam edecektir

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır